Türkiye’de bir yabancının yasal olarak çalışabilmesi, yalnızca bir iş bulmasına bağlı değildir. Çalışma faaliyeti, idarenin önceden vereceği bir izne tabidir ve bu iznin alınmaması hem yabancı hem de onu istihdam eden işveren bakımından ağır idari ve cezai sonuçlar doğurur. Bu yazıda, yabancıların çalışma izni sürecini baştan sona; hukuki dayanaklarıyla, izin türleriyle, başvuru adımlarıyla ve tarafların yükümlülükleriyle birlikte ele alıyoruz.
Çalışma İzninin Hukuki Çerçevesi
Yabancıların ülkemizde istihdamına ilişkin temel düzenleme, 13 Ağustos 2016 tarihli Resmî Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 6735 sayılı Uluslararası İşgücü Kanunu’dur. Bu Kanun, daha önce yürürlükte olan 4817 sayılı Yabancıların Çalışma İzinleri Hakkında Kanun’u ilga etmiş ve alanı bütüncül bir politika anlayışıyla yeniden düzenlemiştir. Ne var ki süreç tek bir kanun metniyle yürümez. 6735 sayılı Kanun’un çizdiği çerçeve, başta Uluslararası İşgücü Kanunu Uygulama Yönetmeliği olmak üzere bir dizi ikincil düzenlemeyle tamamlanır; başvuru usulü, değerlendirme kriterleri ve istihdam şartlarının ayrıntısı bu yönetmelikte yer alır. Nitelikli yabancılara tanınan ayrıcalıklı statünün esasları Turkuaz Kart Yönetmeliği’nde, yatırımcı şirketlerde kilit personel istihdamı ise Doğrudan Yabancı Yatırımlarda Yabancı Uyruklu Personel İstihdamı Hakkında Yönetmelik’te düzenlenmiştir. Serbest bölgelerde ya da uluslararası ve geçici koruma kapsamında çalışacak yabancılar bakımından da konuya özgü ayrı yönetmelikler devreye girer. Bu mevzuatın yanında, çalışma izninin ikamet izni yerine geçmesi gibi kesişen birçok konuda 6458 sayılı Yabancılar ve Uluslararası Koruma Kanunu doğrudan belirleyici olur. Son olarak, Türkiye’nin taraf olduğu ikili veya çok taraflı uluslararası anlaşmalar saklıdır; bir anlaşma belirli bir grup yabancıya izin almaksızın çalışma imkânı tanıyorsa, bu hüküm öncelikle uygulanır.
Çalışma İznini Veren Yetkili Makam
Çalışma izni başvurularını değerlendirme ve sonuçlandırma yetkisi Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı’na, Bakanlık bünyesinde de Uluslararası İşgücü Genel Müdürlüğü’ne (UİGM) aittir. Başvurular fiziki evrak teslimiyle değil, Bakanlığın e-İzin sistemi üzerinden elektronik ortamda yapılır. Bu nedenle işverenin SGK’da kayıtlı işyeri ve e-Bildirge kullanıcısı üzerinden sistemde tanımlı olması, sürecin teknik ön koşuludur. Burada akılda tutulması gereken temel ilke, yabancıların kural olarak kendi başlarına değil, kendilerini istihdam edecek işveren aracılığıyla başvuru yapmasıdır. Bu kuralın istisnasını, yabancının kendi adına başvurabildiği bağımsız çalışma izni ve Turkuaz Kart gibi statüler oluşturur.
Çalışma İzni Türleri
6735 sayılı Kanun, yabancının niteliğine ve istihdam biçimine göre farklı izin türleri öngörür; doğru izin türünün belirlenmesi sürecin en kritik aşamasıdır.
Süreli Çalışma İzni
En yaygın türdür. Belirli bir işverene ait belirli bir işyerinde, belirli bir işte çalışmak üzere ve iş sözleşmesinin süresini aşmamak kaydıyla düzenlenir. İlk başvuruda en çok bir yıl için verilir. Süre uzatımında ise aynı işveren yanında yapılan ilk uzatma başvurusunda en çok iki yıla, sonraki uzatma başvurularında en çok üç yıla kadar izin düzenlenebilir; işverenin değişmesi hâlinde yabancı yeniden ilk başvuru koşullarına tabi olur.
Süresiz Çalışma İzni
Kalıcı niteliktedir ve uzun dönem ikamet izni bulunan ya da en az sekiz yıl kanuni çalışma izniyle çalışmış yabancılara tanınabilir. Belirli bir işverene veya işe bağlı değildir, süre sınırı taşımaz. Bu izne sahip yabancı, sosyal güvenliğe ilişkin kazanılmış hakları saklı kalmak üzere kural olarak Türk vatandaşlarına tanınan haklardan yararlanır; ancak seçme-seçilme ve kamu görevine girme hakları ile askerlik yükümlülüğü bu kapsamın dışındadır. Önemle belirtmek gerekir ki başvuru şartlarını taşımak, iznin verilmesi yönünde mutlak bir hak doğurmaz; idare, uluslararası işgücü politikası çerçevesinde takdir yetkisini kullanır.
Bağımsız Çalışma İzni
Yabancının bir işverene bağlı olmaksızın kendi ad ve hesabına çalışmasına imkân tanır ve süreli olarak düzenlenir; özellikle serbest meslek erbabı ile kendi işini kuracak yabancılar bakımından önemlidir.
Turkuaz Kart
Türkiye’nin nitelikli işgücünü ülkeye çekme politikasının en güçlü aracıdır. Eğitim düzeyi, mesleki deneyimi, bilim ve teknolojiye katkısı ya da yatırım ve istihdam kapasitesiyle ulusal ekonomiye önemli katkı sağlayacağı değerlendirilen yabancılara verilir. Bu kart ilk üç yılı geçiş süresi olmak üzere düzenlenir; geçiş süresi içinde iptal edilmeyen kart, yabancının başvurusu üzerine süresiz hâle getirilir. Söz konusu başvurunun, geçiş süresinin dolmasına 180 gün kala ve her hâlükârda süre dolmadan yapılması gerekir; aksi hâlde başvuru reddedilir ve kart geçersiz hâle gelir. Kart sahibinin eş ve bakmakla yükümlü olduğu çocukları için de ikamet izni yerine geçen belge düzenlenir.
İstisnai Çalışma İzni
Kanun, nitelikli işgücünü artırma politikası ve statü gereği bazı yabancılar için genel hükümlerden ayrılan kolaylıklar öngörür. Bir Türk vatandaşıyla evli olup eşiyle Türkiye’de evlilik birliği içinde yaşayan yabancılar ile alanında uluslararası düzeyde temayüz etmiş kişiler bu kapsamda örnek gösterilebilir.
Çalışma İzni Muafiyeti
Bazı faaliyetler, niteliği gereği hiç izin alınmasını gerektirmez; çalışma izni muafiyeti yabancıya izin almaksızın çalışma imkânı tanıyan ayrı bir belgedir. Doğumla Türk vatandaşı olup sonradan çıkma izniyle vatandaşlığını kaybeden Mavi Kart sahipleri de çalışma izni almadan çalışabilir.
Başvuru Süreci ve İstenen Belgeler
Başvurunun yapılış yeri, yabancının Türkiye’de bulunup bulunmamasına göre değişir. Türkiye’de bulunan bir yabancı için başvuru yapılabilmesinin koşulu, yabancının en az altı ay süreli ve hâlen geçerli bir ikamet iznine sahip olmasıdır; başvuru, işveren tarafından e-İzin sistemi üzerinden çevrim içi gerçekleştirilir. Yabancı henüz Türkiye’ye gelmemişse başvuru, bulunduğu ülkedeki Türkiye Cumhuriyeti büyükelçilik veya konsoloslukları aracılığıyla yapılır; yabancının temsilciliğe başvurusunun ardından işverenin de on iş günü içinde elektronik başvuruyu tamamlaması gerekir. İzin olumlu sonuçlanırsa, yabancının ülkeye girişinden itibaren öngörülen süreler içinde yükümlülüklerini yerine getirerek çalışmaya başlaması beklenir. Mesleki yeterlilik gerektiren sağlık ve eğitim hizmetlerinde çalışacak yabancılar bakımından ise başvurunun değerlendirilebilmesi için ilgili kuruluştan ön izin alınması zorunludur; örneğin yabancı hekim ve hemşireler için Sağlık Bakanlığından, akademik personel için Yükseköğretim Kurulundan alınacak ön izin süreçleri devreye girer.
Belge listesi izin türüne ve mesleğe göre değişmekle birlikte, çoğu başvuruda yabancının geçerli pasaportu, iş veya hizmet sözleşmesi, diploma ya da geçici mezuniyet belgesi (yurt dışı diplomalar için denklik belgesiyle birlikte), işverene ait güncel ticaret sicil ve faaliyet belgeleri ile son döneme ait mali tablolar ortak olarak istenir. Yabancı dildeki belgelerin yeminli tercüman çevirisi ve gerektiğinde noter onayıyla sunulması, başvurunun eksiklik nedeniyle ertelenmemesi açısından kritik önemdedir.
Değerlendirme Kriterleri ve Süreler
Usulüne uygun yapılan ve belgeleri tam olan başvurular kural olarak otuz gün içinde sonuçlandırılır. Başvuruda eksiklik bulunması hâlinde değerlendirme, eksiklikler tamamlanıncaya kadar ertelenir; ancak bu erteleme süresi, mücbir sebep hâlleri dışında otuz günü aşamaz ve süre sonunda eksikliği giderilmeyen başvurular reddedilir. Bakanlık başvuruları değerlendirirken iş piyasasındaki durumu, sektörel ve ekonomik konjonktürü, yabancının başvurduğu işe uygun nitelik ve uzmanlığa sahip olup olmadığını ve bir puanlama sistemini esas alır. Türk vatandaşlarına hasredilmiş meslek ve görevler için yapılan başvurular ile gerekli niteliği taşımadığı anlaşılan başvurular reddedilir.
İşverenin Yükümlülükleri
Yabancı istihdam eden işveren, hem başvuru aşamasında hem de sonrasında önemli yükümlülükler altındadır. Uygulamada kural olarak, istihdam edilecek her bir yabancıya karşılık işyerinde belirli sayıda Türk vatandaşının sigortalı çalıştırılması aranır; bu oran bazı sektör ve istisnai durumlarda esnetilebilir. Bunun yanında işletmenin ödenmiş sermayesine, brüt satışlarına veya ihracat tutarına ilişkin asgari kriterler gözetilir. Çalışma izni alınan yabancının 5510 sayılı Kanun kapsamında sigortalı bildirilmesi zorunludur; çalışma izni, sigortalılık bildirimini ortadan kaldırmaz. Ayrıca iznin iptalini gerektirecek hâllerin, örneğin iş ilişkisinin sona ermesinin ortaya çıkması durumunda, işverenin bu durumu on beş gün içinde Bakanlığa bildirmesi gerekir.
Çalışma İzni ile İkamet İzni İlişkisi
Sıkça karıştırılan bu iki kavram arasındaki ilişki nettir: 6735 sayılı Kanun uyarınca verilen çalışma izni veya çalışma izni muafiyeti, ikamet izni yerine geçer. Dolayısıyla geçerli bir çalışma iznine sahip yabancının ayrıca ikamet izni alması gerekmez. Bunun tersi ise geçerli değildir; yabancının herhangi bir nedenle ikamet iznine sahip olması, ona tek başına çalışma hakkı vermez. Uluslararası koruma başvuru sahibi, şartlı mülteci ve geçici koruma sağlanan yabancılara düzenlenen çalışma izinleri ise bu kuralın istisnasını oluşturur ve ikamet izni yerine geçmez.
Ret, İptal, İdari İtiraz ve Yargı Yolu
Çalışma izni başvurusunun reddi veya verilmiş bir belgenin iptali idari bir işlemdir ve denetime açıktır. İlgililer, ret veya iptal kararına karşı kararın tebliğinden itibaren otuz gün içinde Bakanlığa idari itirazda bulunabilir. İdari itiraz yolunun tüketilmesi ya da olumsuz sonuçlanması hâlinde, idari işlemin iptali için idare mahkemesinde iptal davası açılması mümkündür. Bu noktada dava açma süresine ve itiraz başvurusunun süreye etkisine ilişkin değerlendirmenin somut olay ve tebligat tarihi esas alınarak dikkatle yapılması gerektiğinden, sürecin idari aşamadan yargı aşamasına sağlıklı taşınabilmesi için bir avukattan hukuki destek alınması büyük önem taşır.
İzinsiz Çalıştırmanın Yaptırımları
Çalışma izni olmaksızın yabancı çalıştırmak, işveren bakımından ciddi mali risk doğurur. 6735 sayılı Kanun kapsamında izinsiz yabancı istihdam eden işverene her bir yabancı için idari para cezası uygulanır; izinsiz çalışan yabancıya da ayrı bir idari para cezası kesilir. Bu cezalar her yıl yeniden değerleme oranında artırılarak güncellenmekte olup, fiilin tekrarı hâlinde bir kat artırımlı uygulanır. Yaptırım bununla da sınırlı değildir: işveren, yabancının ve varsa eş ile çocuklarının konaklama ve ülkelerine dönüş masraflarından sorumlu tutulabilir; izinsiz çalıştığı tespit edilen yabancı ise sınır dışı edilmek üzere İçişleri Bakanlığına bildirilir. İdari para cezasına karşı, tebliğden itibaren öngörülen yasal süre içinde sulh ceza hâkimliğine başvuru yolu açıktır.
Sonuç
Yabancıların çalışma izni süreci, hem yabancı hem de işveren açısından titizlikle yönetilmesi gereken, çok katmanlı bir idari süreçtir. Doğru izin türünün belirlenmesi, belgelerin eksiksiz hazırlanması, ön izin gerektiren mesleklerin gözden kaçırılmaması ve yasal sürelerin kaçırılmaması, başvurunun olumlu sonuçlanmasında belirleyici rol oynar. İzinsiz istihdamın doğurduğu ağır yaptırımlar göz önüne alındığında, sürecin başından itibaren uzman bir hukuki destekle yürütülmesi, ileride doğabilecek maddi ve idari riskleri önemli ölçüde azaltır.
Bu yazı genel bilgilendirme amacıyla hazırlanmış olup hukuki danışmanlık niteliği taşımaz. Somut durumunuza ilişkin değerlendirme için bir avukata başvurmanızı öneririz. Çalışma izni başvurularınız ve yabancılar hukukuna ilişkin uyuşmazlıklarınızda hukuki destek almak için bizimle iletişime geçebilirsiniz.
